Kızıl Meydandaki mozolede çok iyi bir şekilde korunmuş olan Lenin’in naaşı 96.yılında hala ziyaretçilere açıktır.

 

Bu korunma işi aslında sanıldığı kadar basit ve kolay bir işlem değildir. Çoğu insan naaşın mumyalandığını düşünmesine karşın kullanılan teknik tamamen farklıdır.

 

Hala anatomistler, patologlar ve biyokimyacılar çok titiz ve zaman alan prosedürleri Lenin’in  vücudu üzerinde uygulamaya devam etmektedirler.

1924-1991 arasında bu konuda çalışan insan sayısının 200’ e yakın  olduğunu düşünürseniz olayı daha kolay canlandırabilirsiniz.

Komünist rejimlerde iki örnek daha bulunmaktadır. bunlardan biri Vietnamlı Ho Chi Minh, Kuzey Koreli liderler Kim Il-Sung ve Kim Jong Ill bulunur.

 

Aslında bu vücutlar Rusların gizledikleri bazı bilimsel çalışmaların temelini oluşturmaktadırlar.

Lenin’in ailesi öldükten sonra anıt bile dikilmesini istememişlerdir. Lenin öldüğünde kış olması ve havaların çok soğuk gitmesi üzerine komünist Partisi karar vermek için oldukça uzun bir süreye sahip olmuştur.

Bu süreçte naaşı 500,000’den fazla kişinin ziyaret etmesi üzerine parti yönetimi Mart 1924 tarihinde  Dr. Vladimir Vorobev ve Biyokimyacı  Boris Zbarskii’den rapor istenmiştir. 

Doktorların hazırladığı raporda naaşın hemen hemen hiç bozulmadığını bildirmeleri üzerine Parti Lenin’in Kız Meydana gömülmesi fikrinden vazgeçmiştir. 

Parti naaşı komünizm ve işçi sınıfı için bir propaganda aleti haline dönüştürmeye karar vermiştir.

Partinin bu kararı başarılı bir sonuç vermiştir. bugün Lenin Mozolesini yılda 2,5 milyon yabancı turist ziyaret etmektedir.

 

Ruslar  Haziran 1924 itibarı ile çalışmaya başlamışlardır. Bilinenin aksine farklı mumyalama metotları izlemişlerdir. 

Lenin naaşı sadece deri ve iskeletten oluşmaktadır. Tüm iç organları çıkarılmıştır. 

Lenin felç yüzünden ölmüştür. O dönemde frengiye bağlı beyin komplikasyonları yüzünden öldüğü dedikoduları da çıkmıştır.

 

Ölümünden sonra yapılan otopsiden alınan parçalar halen bir sır olarak saklanmaktadır. bu konudaki önemli bir tartışmada sifilis tedavisi için kısa sürede olsa Lenin’in arsenik kullanmasıdır. Salvarsan, adlı bu ilaç antibiyotik olmadığından o dönem oldukça sık kullanılmaktaydı.

 

Dünyada kullanılan tekniklerde kişinin atar ve toplardamarlarında verilen sıvılar ile mumyalama işlemi yapılmaktadır. Ruslar önceden aktardığım gibi farklı bir yöntem seçerek tüm iç organları çıkarmışlar.

Sadece cilt üzerine çok küçük iğneler ile enjeksiyon yapmışlardır. Seneler önce geliştirilen bu iğneler günümüzde botoks için kullanılan iğnelerin temelini oluşturmuştur. Günümüzde buna ‘’mikro enjeksiyon teknikleri ‘’ adı verilir.

 

Söylentilere göre cildin korunması için geliştirilen ilaçları bazı Sovyet liderleri de kullanmışlardır.

 

Lenin naaşında sadece yüzü görülmektedir. Üzerinde bulunan özel dikilmiş kalın elbisesinin altında cildinin geri kalan bölümlerini korumak için bir lastik elbise bulunmaktadır. Bu elbise cildin geri kalan bölümü dış etkenlerden korumaktadır.

 

Her sene düzenli olarak naaşı gliserol, formaldehid, potasyum asetat, alkol, hidrojen peroksit, asetik asit ve asetik sodyum sıvıları ile yıkanmaktadır. Ayrıca bu maddelerden oluşan karışım içinde 6 hafta bekletilmektedir.

 

Her gün düzenli olarak özel ışık altında tüm naaş incelenmektedir. Olası bozulmalara karşın hemen önlem alınmaktadır.

Tüm çabalara karşın Lenin’in kaşları dökülmüştür. Halen Lenin takma kaş kullanmaktadır.

 

Ayrıca burnu, yüzü ve göz bölgesi parafin, gliserin ve karoten ile desteklenmekte ve makyaj yapılmaktadır.

Bu işlemler için özel bir laboratuarda çok sayıda insan çalışmaktadır.

 

Bu ekibin geliştirdiği bazı sıvılar günümüzde organ naklinde organların korunması için kullanılmaktadır. Ayrıca cilt analizleri sayesinde sadece ciltten elde edilen örneklerde kan almadan kolesterol dahil bazı biyokimya testleri yapılabilmektedir.

Lenin normal hayatından daha uzun bir süre geçmiş ve naaşı başarı ile korunmaktadır. Tüm bu çabalar politik bir amaç ile de olsa bilimsel bazı gelişmelere neden olmuştur.

 

Bu yazı Dr.Howard Merkel’in PBS Health bültenindeki makalesinden derlenmiştir. Dr.Merkel makalesini Dr.Alexei Yurchak’ın doktora tezi üzerinden hazırlamıştır. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here