Varis Tedavisinde kullanılan yöntemlerden biri olan Skleoroterapi, İğne tedavisi ya da köpük tedavisi gelişimi 20 YY ’da olmuştur.

  • Tavel (1904) yılında, ilk defa varisli damarın bağlanmasına karşın eğer tromboz olmuyorsa bir madde verilerek trombozun sağlanması gerektiğini açıkladı.
  • Schiassi (1907) varisli damarın bağlanması ile aynı anda bit iyot solüsyonu enjeksiyonu ilk skleroterapiyi yapmış oldu. Tüm bunlarımda o dönemde popüler olan kokain kökenli lokal anestezik ile yaptı.
  • 1925 sonrasında hem bağlama hem de ligasyon standart tedavi haline dönüştü.
  • Nobili (1921), Schiassi’nin öğrencisi başka insizyona gerek kalmadan kasıkta VSM bağlanırken orada sklerozan madde verilmesini önerdi.
  • 1927 Unger bir katater yardımı (o zamanlarda elde bulunan tek katater idrar sondası?) ile distal VSM’ye enjeksiyon yapılabildiğini gösterdi.
  • 1927 Moszkowics dextroz’u enjeksiyon için önerdi.
  • Mairano (1949) madde olarak ‘’ salycilate ‘’ önerdi. Aspirin?
  • 1940’larda ‘’ sodium morrhuate’’ %5 – 10 önerildi. Bu madde kullanıldığında çok şiddetli bir kimyasal reaksiyon ile damar boyunca ağrılı tromboflebit oluştu bu kadar hızlı ve ağır bir reaksiyon olmasına karşın daha kısa zamanda rekanalize oldu. Yeniden açıldı.
  • Günümüzde ‘’Lauromacrogol’’ skleroterapi için kullanılmaktadır.
  • Kısa sürede idrar sondası kullanılmaktan vazgeçildi.
  • Bu noktada tarihten çıkartılacak bir ders var. Bu sklerozan maddde enjeksiyonu ile mutlaka VSM’nin kasıktan bağlanması işlemi de gerçekleştiriliyordu.
  • Özet olarak eğer altta yatan bir venöz yetmezlik varsa. Onu düzeltmeden yapılacak köpük tedavisinin başarısı düşer.
  • Öncelikle alttaki yetmezlik bağlanma ve /veya endovenöz ablasyon çözüldükten sonra skleroterapi yapılması daha uygun olacaktır.
  • Bunu her zaman akılda tutmalıyız.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here