BİR KABURGANIZ FAZLA OLSA NE OLUR?

Kaç tane kaburga var?
İnsanda her iki tarafta olmak üzere 10 çift kaburga bulunur. İkişer tanede önde arkaya tam olarak gelemeyen ve diğerleri ile birleşmeyen 11. ve 12. olmak üzere iki çift yüzen kaburga daha vardır. Kaburgalar öne birleştikleri iman tahtası (sternum kemiği ve arkada kürek kemikleri ile hayati önem taşıyan akciğerler ve kalp için bir zırh görevi görürler.


Dış travmalara karşı korurlar. Bu yüzden güçlü göğüs kafesi önemlidir. Göğüse olan travmalar; trafik kazası ve düşmelerde travmanın şiddetini ve içeriye yansımasını önlerler. Kırılmaları çok, çok zordur. Kaburga kırıkları her nefes alıp verişte hareket ettiklerinden iyileşme dönemleri oldukça acılıdır. İki hafta içinde iyileşirler. Travma soncunda genelde bir kaç tanesi birden kırılır. Bu da nefes alıp verdikçe ‘’çıtır, çıtır’’ ses çıkardıkları ve sağdan sola dönmenizin bile çok güçleştiği sıkıntılı durumlar yaratır. Tüm bunları birinci elden yaşamış birisi olarak bunları yazıyorum. Çünkü bir bisiklet kazasında üç kaburgam kırıldı. Bu sesleri ve sağdan sola dönmenin nasıl bir rahatlık ve lütuf olduğunu o zaman anladım.

https://www.youtube.com/watch?v=IlxFbDZv32Y

Normalde değişik doğuştan bazı kaburga anomalileri görülür. Bunların içinde en sk görüleni ‘’servikal kosta’’ diye adlandırılan ve servikal omurlardan büyük olasılıkla 7 veya bazen 5-6’dan da çıkan ekstra fazla bir kaburga bulunmasıdır.
Servikal yani boyun omurlarında çıktığından buna ‘’servikal kosta’’ boyun kaburgası adı verilmiştir. Bu fazla kaburga alttaki 1.kaburga ile eklem yapar. Tesadüfen hiçbir belirti vermeden insanlar yaşar giderler. Buna karşın çekilen bir akciğer filmi ve dikkatli bir göz ile tanı koyulur. Peki, fazladan bu kaburga bize ne yapar. Ne zararı vardır? İyi değil midir?
Bu fazlalık boyundaki bir bölgede bazı yapıların sıkışmasına neden olur. Bunu tam olarak anlayabilmek için biraz boyun bölgesine yakından ve derinden bakmak gerekir. Yani insan anatomisi bilgilerine ihtiyacımız var.
Gelin şimdi bu bölgeye yakından bakalım. Basit olarak tabi ki!
Skalen üçgeni veya kostaklavikular kanal diye bilinen bölgelerden kola giden sinir ve damarlar geçer.


Bu bölgeyi kabaca kaslar ve kemiklerden oluşan bir üçgen şeklinde düşünebilirsiniz. İşte bu bölgede ekstradan bir kaburga bulunması buradan geçen sinir ve damarlara bası yapabilir. Bunlara bağlı yakınmalar ve belirtiler oluşur.
Sadece kaburga fazlalığı değil belki ondan daha fazla bu bölgede oluşmuş fibröz( yara iyileşmesinde oluşan kabuklar gibi) bantlar bu bölgeleri daraltır ve benzer yakınmalara neden olabilir Ayrıca 1. kaburga kırıkları da aynı belirtileri yapabilirler.
Bu belirtiler ve nedenleri genelde Torasik Çıkış Sendromu adı verilen bir tablodur. Buna ‘’Göğüs Çıkış Sendromu’’ şeklinde daha Türkçe bir ad verilmiştir. Kısaca biz buna TOS deriz.
Aslında bu belirtilere bakarsanız bunların toplumun çoğunda görüldüğünü fark edeceksiniz. Bu demek değildir ki sizde de fazla bir kaburga (Kosta) var. Genelde boyunu ve sinirleri ilgilendiren boyun fıtıkları başta olmak üzere diğer hastalıklarda benzer yakınmalar yapar. Ama bu konuyu bilemezi gerektiğini düşündüm. Olay fazla bir kaburganızın olması değil o fazla kaburganın nerede? Olduğudur.
Şimdi konumuza geri dönelim.
Fazla kaburga ne yapar?


Bası gören yapıya göre sinir veya damarlar belirtiler değişkenlik gösterirler.
En çok kadınlarda ve genç-orta yaş grubunda görülür.
Sıklıkla sinirler etkilenir bası gören sinirin bağlı olduğu bölgelerde duyusal bozukluklar uyuşma ve karıncalanma görülür.
Sinirler brakial pleksus denilen bir dizi sinirin topluca bulunduğu bir demet içinde yar alılar. Bunlardan C8-T1 aralığında sıklıkla ulnar sinir denilen sinirin alanında bu uyuşmalar görülür. Yukarıdaki şekilde görülen bölgeler ve elin 4.5 parmak hizalarında görülürler. Mavi alan bu bölgedir.
Bu yakınmalara; parestezi denir. Pareztezi ciltte belirgin, kısa süreli karıncalanma, uyuşma, iğnelenme ve yanma hissi demektir. Yunancadaki para (anormal) ve aisthesia (his) sözcüklerinden gelir. Yani normal olmayan hisler demektir.

Sinirler brakial pleksus denilen bir dizi sinirin topluca bulunduğu bir demet içinde yar alılar. Bunlardan C8-T1 aralığında sıklıkla ulnar sinir denilen sinirin alanında bu uyuşmalar görülür. Yukarıdaki şekilde görülen bölgeler ve elin 4.5 parmak hizalarında görülürler. Mavi alan bu bölgedir.

Boyun, omuz ve kola yayılan ağrı sık rastlanan bir yakınmadır.
Bakın buradan bunların ne kadar yaygın belirtiler olduğunu düşünebilirsiniz.
Peki, damarlara bası olursa ne olur? Atardamarlara bası olduğunda bölgeye kan akışı azalır. Soğukluk yanında o koldaki nabzı zayıflar veya kaybolur. Arteriyel (atardamar) sıkıştığında daha çok ellerde solukluk, soğukluk, güç kaybı ve çabuk yorulma görülür.
Eğer toplardamar sıkışırsa kolda ve ellerde şişlik (ödem) ve önce mavi ardından mor renk değişikliği görülür.
Teşhiste bazı hareketler yaptırılarak bu nabzı kontrol edilir. Uzun süreli kol hareketleri yapıldığında çabuk yorulma görülür.
Bu bazı hareketlerde bölgedeki sıkışmanın daha da artmasına bağlı olarak aynen sinir belirtileri gibi daha fazla ve yoğun görülür.
İŞTE ŞİMDİ HEPİMİZİN BİLMESİ GEREKEN ÖNEMLİ BİR NOKTA; TÜM DURUŞ BOZUKLUKLARI VE KÖTÜ ÇALIŞMA POZİSYONLARI BUNLARA NEDEN OLABİLİR.
Ofislerde çalışanların dikkatine!
TANI NASIL KOYULUR?


Bu ve benzer yakınmalar ile gelenlere bazı pozisyonel testler uygulanır.
1. Adson testi (skalen test): Bu testte hastaya derin nefes alması ve bu esnada başını gererek ve arkaya doğru çevirerek yüzünü sağ veya sol tarafa çevirmesi istenir. Hasta derin bir nefes alır. Hastanın radial nabzı kontrol edilir. Nabızda düşme saptanması testin pozitif olduğunu gösterir. Bu test sıkışan sinir ve damar (subclavian arter) basısı olduğunu gösterir.

2. Kostoklavikular test (abartılmış asker duruşu): Hasta omzunu geriye ve aşağı bastırır. Göğsünü öne çıkartır ve omuzlarında kollarını geriye doğru yönlendirir. Bu yüzden abartılmış asker duruşu adı verilir. Göğüs ileri! Askerlik yapanlar bunu iyi bilirler. Böylece köprücük kemiği ve klavikula ile 1. kaburga birbirine yaklaşır. Radial nabızda azalma veya belirtilerin çıkışı ile pozitif olarak değerlendirilir.

Torasik Outlet Sendromu (TOS), Sezai Çubuk, Orhan Yücel
3. Hiperabdüksiyon testi: Ayakta duran bir insanın kolları yana sarkık ve el ayası da vücuduna dönük duruşta, kolunu yandan omuz yüksekliğine kaldırması abdüksiyon, Sonra aşağı doğru indirmesine ve gövdeye yaklaştırılmasına addüksiyon olarak ifade edilir. Bu testte ilgili kola hiperabdüksiyon ( ileri derece de abduksiyon, omuzu geçecek kadar) yaptırılır. Radial arter nabzında azalma testin pozitif olduğunu, basının olduğunu gösterir

4. Kol Kladikasyon testi (Roos testi): Kollar yere paralel 90 derece kaldırılır. Kola ve boyuna hareketler yaptırılır. Kol e elde ağrı hissizlik olursa test pozitiftir.
Bütün bunlara
Bu testleri değerlendirmek zor olabilir.
İstenilecek ilk tetkik Akciğer filmidir. Servikal Kosta: Boyun Kaburgası dikkat edilirse rahatlıkla görülür.

Şüpheli durumlarda Tomografi ve MR yardımcıdır.
Basının derecesini saptamak için EMG yapılabilir.
TEDAVİ
– Basit hareketler ve duruş-pozisyon bozukluklarının düzeltilmesi sanıldığında daha faydalıdır. Fizik tedavi yapılır.
– Fizik Tedaviden yarar görmeyenler için Cerrahi önerilir. Cerrahide fazla kaburga çıkartılabilir. Sıkışan bölgede kaslar kesilir, serbestleştirilir ve bantlar temizlenir. Cerrahiden sonra bazı yakınmalar tekrarlayabilir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here