Flebit Damar İltahabı

FLEBİT DAMAR İLTAHABI

Flebit olarak da bilinen toplardamar iltihabı ve eşlik eden damar içi pıhtılaşma olarak tanımlanabilir. Toplardamar sistemin damar yapısı ve akım hızının düşük olması gibi nedenler damar duvarı hasarına sıklıkla pıhtılaşmanın da eşlik etmesine neden olur.
 
Şekil. Toplardamar içindeki kapakçık sistemi ve pıhtılaşma.
 
Klasik bilgilerde iltihabi olay ya da pıhtılaşmanın yarı başlangıçlar olduğu ifade edilmesine karşın
Dışarından bakıldığında kolaylıkla görülen ve tespit edilen yüzeyel toplardamarların iltihabına ‘’ Yüzeyel Tromboflebit ‘’ adı verilir. En sık olarak bacaklarda (alt ekstremitede) büyük safen toplardamarında ( Bacaktaki Büyük Toplardamar =Vena Safena Magna: Şekil ) görülür. Bu bölgedeki yüzeyel tromboflebitler dikkatle incelenmeli ve takip edilmelidir.
 
Yüzeyel tromboflebitin en sık görülen nedeni hastanelerde damar içine sıvı ve ilaç verilmesi için kateter takılmasıdır. Kateter takılmasına bağlı olarak hemen takiben ya da kateter çekildikten sonra takılan toplardamar boyunca kızarıklık ve sertleşme ( kordan ya da tesbih gibi ) ortaya çıkar. Ağrı tabloya eşlik eder (Şekil).
Sadece katetere değil aynı zamanda kullanılan ilaç ve serumlara bağlı olarak da yüzeyel tromboflebit gelişebilir. Genelde el üstü toplardamarların kullanılmasında ortaya çıkar. Dirsek ön yüzündeki fossa cubitalisdeki toplardamarların kullanılması durumunda daha az yüzeye tromboflebit görüldüğü bildirilmiştir. Bu durumdan korunmak için damar içi kateterlerin yakın takip edilmesi ve değiştirilmesi önerilmektedir.

YÜZEYEL TROMBOFLEBİT NEDENLERİ

Sıklıkla gebelik, uzun süre hareketsiz kalmak, varisler, ilgili bölgenin kimyasal irritasyonu ve sıklıkla ayaklarda görülen mantar hastalığında, temizliğe özen gösterilmediği kötü sağlığa uygunluk koşullarında yüzeyel tromboflebit görülür. Diğer nadir görülen tromboflebit nedenleri aşağıda sıralanmıştır.

Derin Ven Trombozu
Factor V Leiden eksikliği ve Prothrombin gene mutasyonu gibi pıhtılaşmaya eğilimli durumlar.
Sigaraya bağlı nikotin duyarlılığının olduğu Buerger Hastalığı (Thromboangiitis obliterans ).
Abdominal Kanserler (örnek pankreas kanseri )
Tanı için genelde muayene yeterlidir. Gerekirse Dupleks- Dopper Ultrasonografi ve basit laboratuvar tetkikleri yapılabilir.

TEDAVİ

– Elastik bandaj, antibiyotikleri kan sulandırıcılar ( fraksiyone heparin türevleri) , Nonsterorid Antienflamatuar ve ağrı kesiciler kullanılır. Topikal kremler ve nitrgliserin yamaları da kullanılabilir. Hastanın rahatlaması için gerektiğinde buz kompresyonda uygulanabilir. Genelde 1-2 haftada iyileşme görülür. Genelde geride damar boyunca bir sertlik kalabilir.
– Büyük Safen Venindeki tromboflebitler ise genelde iyi bir prognoz göstermelerine karşın dikkatle incelenmelidir. Eşlik eden bir Derin Tromboflebit için Dupleks Ultrasonografi yapılmalıdır. Altta yatan başka bir sistemik hastalık olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada pıhtının ilerlemesi ve nadir de olsa belirti vermeyen Pulmoner Emboli tablosu hastaların % 5 – 15’inde açığa çıkabilir. Özellikle variköz toplardamarlarda gelişen yüzeyel tromboflebit sonrasında bu toplardamarın çıkartılması kesin çözüm sağlar. Şekil. Yüzeyel (superficial ) ve derin (deep ) tromboflebit.
 
DERİN VEN TROMBOZU (DERİN TROMBOFLEBİT)

Yüzeyel toplardamarların aksine derin toplardamarlarda gelişen iltihabi reaksiyon ve pıhtılaşma genelde ‘’ Derin Ven Trombozu (DVT) ‘’ olarak tanımlanır.
Şekil. Derin Ven Trombozu
 
Şekil : Toplardamardaki pıhtının mikroskopik görüntüsü. Damar duvarı ve ortada pembe-mor görüntülü pıhtı.
 
Etkilenen bölge sıklıkla bacaklardır. Nadiren kollardaki damarlarda da görülebilir. Sıklıkla olayın geliştiği bacakta aniden ortaya çıkan bir şişlik, ağrı ve sıcaklık duygusu oluşur. Zaman ile bacağın ‘’ kütük gibi şiştiği ‘’, elimizle kontrol ettiğimizde etkilenen bölgede ısının arttığı ve deri renginin önce kırmızıya (eritem) daha ileri dönemlerde mora döndüğü görülür.
 
Şişlik etkilenen toplardamarda oluşan pıhtı sonucunda akımın belirli bir düzeyde bloke olmasına bağlıdır. Derin Ven Trombozu özellikle baldır toplar damarlarında soleal pleksus denilen bacaktaki birbirleri ile bağlantılı bir ağ yapısını etkiler. Bu bölgede toplardamarlardaki kan akımının yavaş olmasına bağlı oluşan durgunluk patolojide temel faktör kabul edilir. DVT’nin önemi oluşan pıhtıların parçalanarak kalbe ve oradan da akciğerlere giderek Pulmoner Emboli (Akciğer Embolisi ) denilen ve kötü sonuçlanacak bir komplikasyona yol açmasıdır.
Şekil. Derin Ven Trombozu
 
Şekil. Toplardamar içindeki pıhtının patolojik görüntüsü.
Şekil. Derin Ven Trombozu ve Akciğer Embolisi
 
 
İlk pıhtılaşmanın başlamasından 5 – 10 gün içinde pıhtılar bir araya gelerek organize olur ve büyümeye başlar. Bu süre genelde zayıf olarak yapışmış bulunan pıhtıların parçalanarak dolaşıma katılması (EMBOLİ )için en uygun dönemdir. Organize olan pıhtı daha sağlam hale gelerek % 20 oranında daha yukarı doğru çıkar. Özellikle dizüstü bölgede ve kasığa doğru (derin ve yüzeyel ven birleşim yerimi tutan) çıkan derin ven trombozlarında akciğere emboli atma şansı daha yüksektir.

Genelde toplumun % 20’si yaşam boyunca bir kez DVT geçirecektir. Toplumda 8 / 10 000 oranında görülür. Derin Ven Trombozu ile Akciğer Emboli arasında bir bağlantı mutlaka vardır. Akciğer Embolisi geçirenlerin % 25 – 47 arasında DVT saptanmıştır. Akciğer Embolisi sinsi seyreden bir tablo olup, hayati tehlikeye neden olur. Kopan pıhtı parçaları ile akciğer damarında ( pulmoner arter ) değişik dercelerde tıkanıklığa yol açarak kanın akciğerlerde temizlenmesini bozar ve akciğerim belli bir oranını aşan düzeyde etkilenme olursa hayati tehlike ortaya çıkar. İlk basit belirtisi ise özellikle önceden var olmayan hafif efor ile ortaya çıkan ‘’ nefes darlığıdır. Akciğer Embolisi ( akciğere pıhtı atması ) meme kanserinden ölenlerin sayısından daha fazla oranda ölüme sebep olmaktadır.

Derin Ven Trombozu genelde herhangi bir belirti vermeden kendiliğinden geçer. Oluşan pıhtı vücudun kendi pıhtı çözücü sistemleri tarafından ortadan kaldırılır. Klinik olarak saptanan DVT olgularında ise pıhtının tamamen ortadan kaldırılması ender görülür. % 30 oranında ileride tekrarlamasına yol açacak bir ‘’ nokta ‘’ kalır. DVT’nin belki de en önemli özelliği 8 sene içerisinde % 30 oranında tekrarlayabilmesidir. Bu nedenden dolayı erken tedavi ve takip özellikle DVT şüphesi üzerine dayandırılacak bir strateji olarak kabul edilir.