YEME BOZUKLUKLARI: ANOREXIA NERVOSA

YEME BOZUKLUKLARI: ANOREXIA NERVOSA

ANOREXIA NERVOSA

Yemek Yeme Hastalıkları ya da yeme hastalıkları son derece ilginç ama bir yandan da son derce üzücü sonuçları olan bir hastalık grubu.

Bu grupta;

Anorexia Nervosa; Hiç yemek yememe,

Blumia Nervosa: Yemek yedikten sonra kusma

Orthoraxia Nervosa: Sağlıklı Beslenme Takıntısı

Ve son olarak da ‘’ Çılgınca Yemek Yeme’’ diye adlandıracağımız bir son hastalık var. 

Biz Anoraxia Nervosadan bahsedeceğiz  arkadaşlarımızdan birini bu hastalıktan kaybetmemizdir. Kendi içinde gizledikleri bu hastalığı çevresinde farkeden olmaması da işin dikkat çekici bir başka boyutu. 

Modeller ve balerinler arasında yaygın bir hastalık.% 90’ı kadın.ABD’de kadınların % 1’inin bir şekilde bu hastalığı geçirdiği düşünülüyor.En sık 16-24 yaş arasında görülüyor.12 yaşından itibaren çocuklarda da görüldüğü biliniyor. Gençler arasında en çok öldüren üçüncü hastalık.Bu hastalıkta % 5-20 gibi çok yüksek bir ölüm oranı var.

Temel nedeni kendisini kilolu ya da şişman olarak görmek. Gerçekte böyle bir şey yok tabi ki! Yaş ve boya göre beklenen kilolarının ortalama % 15 altındalar.

Çocukluktan itibaren şişman diye dalga geçilen ya da çok yemek yediği söylenen kız çocuklarının Barbie oyuncaklarından etkilenerek kendilerini şişman olarak gördükleri de bilinen bir gerçek. 

Çocukluk döneminde başarısızlık korkusu, arkadaşları tarafından kabul edilmeme, şiddet görme ve ailede ilgi eksikliği gibi etkenler tartışılmaktadır.

Gençler arasında zayıf olmanın popüler olması ve sosyal medya baskısı da şimdilerde karşılaştığımız faktörlerden bazıları. Sosyal medyada hızla kilo verenlerin ve zayıf olanların dikkat çekmesi itici bir güç olarak görülüyor.

En son Fransa’da belli kilonun altında olan mankenlerin defilelere çıkmalarının yasaklandığını da ekleyelim.Bu tür hastalarda yemek yemeyi reddetmek ve yemek yediğini iddia ederek inkâr sık rastlanan durumlar. Sonuçta gözle görülen şekilde kilo vermeye başlıyorlar.

Ciddi kas kaybı, tansiyon düşüklüğü, bayılma, gıda olmadığından barsak hareketlerinin yavaşlaması, kabızlık, saç dökülmesi, uykusuzluk, kemik erimesi, adetten kesilme, kısırlık ve tırnakların kolay kırılması gibi belirtiler görülür.

Sık sık kendilerini aynada kontrol ederler ve sık sık tartılırlar. 

Yemek yemediklerinden barsaklarındaki bakterilerin değiştiğime sonuçta bunun bile depresyon ve anksiyeteye neden olabileceği iddia edilmektedir. Zaman ile yemek yemediklerinden beyinde iştah kontrolü tamamen kaybolmaktadır. 

Benim ilgimi çeken ilginç nokta ise bu kişilerin aslında yemek yemekten hoşlanmalarıdır. Televizyonda yemek programlarını seyrederler ve yemek kitapları okurlar. Kısır döngü içinde bulundukları durumu çevreden saklıyarak içinden çıkılmaz bir hale gelir.

Toplu yemek yemekten kaçınırlar. Evde ve işte yediklerini iddia ederek ya da çok çok az yemek yiyerek saklanmaya çalışırlar. Çok yavaş yemek yerler böylece başkalarının yemeklerini bitirmesi ve az yemek için süre kazanırlar.

Bir başka dikkat çeken konu da aşırı derecede spor yapmalarıdır. Hep kendilerini şişman zannettiklerinden sadece yemek yememenin çözüm olamayacağını düşünürler.

Elbiselerine sığmadıklarından şikâyet ederler ve bedenlerinden daha küçük ölçülerde giysi satın alırlar.Bu aktardığım nedenlerden saptamak çok güç hale gelir. En sıkıntılı sorunlar Kalpte olur.

Beslenme bozukluğu ile kalp kası zayıflar, tansiyon hep düşüktür. Başta kalp hızlıdır ama zaman ile kalp hızı düşer. Elektrolit bozukluğunda ölümcül aritmiler olabilir.

Kan sayımında düşüklük ile beyaz küre denilen lökosit sayılarında düşer ve sık hastalık geçirirler. Hastalıklarının ortaya çıkacağından korktuklarından doktora gitmezler.

Su da içmediklerinden idrar miktarları azalır. Böbrek fonksiyonları bozulur. Kemikler zayıfladığında kırıklar olabilir.Gençlerde büyüme hormonu düştüğünden büyüme ve gelişme normalin altına iner.

Hormonların bozulması ile birlikte adetler düzensizleşir ve kesilebilir. Bazen çocuk sahibi olmak için eşlerinin zoru ile kısırlık tedavisine başvurduklarında Anoreksik oldukları ortaya çıkar. 

Ani ölüm riski yüksektir.Hastaların % 20’si hayatını kaybeder. Bunların % 20’si de intihardır. Erken teşhis edilirse bu komplikasyonlardan korutulabilir.Ciddi beslenme bozukluğunda hastaneye yatmaları gerekir.Antidepressif ilaçların faydası olabilir.

Aileler ile birlikte psikoterapi gerekebilir.

Diyetisyen ile beslenmesi kontrol altında tutulmalıdır. Yemek yemeyi yeniden öğrenmek gibi bir sürece girmeleri gerekir. 

Genelde eleştirel ve suçlayıcı yaklaşımlardan kaçınmak gerekir.

Tedavi uzun süreli olmalıdır. İyileşme gösterenlerin yakından takip edilmesi gerekir. Bunun sebebi tekrarlama şansının yüksek olmasıdır.

Şimdi vereceğim rakamlar olayın ne kadar kritik ve henüz kesin çözüme kavuşmadığının kanıtı olacaktı.

Anaorexia Nervosa hastalarının % 20’si hayatını kaybeder.

% 30’u bir parça düzelir. % 50’sinde tekrarlar ve kronik hastalık olarak devam eder. Hastaneye yatıp taburcu olanları yeniden hastaneye yatırmak çok güç olduğundan en azından haftalık psikiyatri ve diyetisyen kontrolü gereklidir. 






 


Özlü Sözler