VARİS NASIL TEDAVİ EDİLİR?

VARİS NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Varislerin tedavisinde eskiden klasik olarak cerrahi tedavi uygulanmaktaydı. Günümüzde ise bu tedavi seçeneği ancak belirli şartlarda ve yüzde olarak çok az oranda uygulanmaktadır. Bu bölümde önce klasik cerrahi yöntemi ve sonrasında diğer yeni yöntemler incelenecektir.

VARİS TEDAVİSİ 1.CERRAHİ, 2.ENDOVENÖZ ABLASYON: LAZER, RADYOFREKANS, YAPIŞTIRICI, VARİSLERİN CERRAHİ TEDAVİSİ VE SON YÖNTEMLER Ana toplardamar sisteminde oluşan kaçak= yetmezlik (reflü) belirtileri ortaya çıktıktan sonra ilerleyen dönemlerde komplikasyonların önlenmesi için cerrahi tedavi düşünülmelidir. Toplumda büyük çaplı toplardamarlarda varis % 30 – 40 oranında yüzeyel kılcal ve küçük çaplı varislerin eşlik ettiği tablo saptanmıştır. Bu tablo kişilerde yaşam konforunda sıkıntı ve çalışmada güçlük yaratmaktadır. 1988 yıllında İskandinavya’da yapılan bir çalışmada bu tablodaki kişilerin % 10’unda işe gitmelerini engelleyen komplikasyonlar bulunmuştur. İngiltere’de yılda 80 000 varis ameliyatı yapıldığı düşünüldüğünde bu hastalığın yaygınlığı da kolayca anlaşılabilir. Konun ilginç yanlarında biri de bu konuda tarihteki en eski metinlerden biri olan Osmanlı döneminde yayınlanmış (1465) ‘’Cerrahiyyetu”l Haniyye’’ İmparatorluk Cerrahisi isimli kitapta Şerafettin Sabuncuoğlu tarafından ilk varis cerrahisi tekniklerinin tanımlanmış olmasıdır.

( Surgery on varicose veins in the early Ottoman period performed by Serafeddin Sabuncuoğlu. Darçin OT, Andaç MH.Ann Vasc Surg. 2003 Jul; 17(4):468-72 ) Bu kitabın orijinalleri Fatih Millet Kütüphanesinde, Çapa Tıp Fakültesi Tıp Tarihi Bölümünde ve Fransa Ulusal Kütüphanesinde bulunmaktadır. Şerafeddin Sabuncuoğlu’nun bu kitabında sonra Padua Üniversitesinde Andreas Vesalius 1546 yılında yayınladığı ilk anatomi ve cerrahi kitabında ‘’ De humani corporis fabrica’’ batıda varis cerrahisini açıklayan ilk kişi olmuştur. KLASİK VARİS CERRAHİSİ Varis Cerrahisi 1891 yılında Trandelenburg tarafından temelleri atılmıştır. 1950’li yıllardan itibaren yetmezlik gösteren yüzeyel toplardamarın çıkartılması ve kasık bölgesinde dallarının bağlanması olarak basitçe tanımlanabilecek teknik günümüze kadar gelmiştir. Bu teknik ile günübirlik ya da bir gece yatış ile cerrahi yapılmaktadır. Anestezi olarak genel değil bölgesel anestezi tekniği kullanılmaktadır.

Kasık ve ayak bileğinden yapılan insizyonlar ile ilgili yüzeyel toplardamar çıkartılmaktadır. Yüzeyel ana toplardamarın dizüstü ya da diz altındaki dallarından genişlemiş olanlarda tabloya eşlik ediyorsa küçük insizyonlar ile mikroflebektomi tekniği ile bu varislerde çıkartılabilir. Ameliyat sonrası dönemde mümkün olduğunca erken dönemde mobilizasyon önerilir. Hastalar genelde yanı gün, en geç ertesi gün taburcu edilirler. Varis çorabı ile günlük yaşamlarına dönebilirler. Bir hafta sonra dikişleri alınır. Bir süre varis çorabı kullanmaları gereklidir. MODERN VARİS CERRAHİSİ TEKNİKLERİ ENDOVENÖZ LAZER, RADYOFREKANS VE YAPIŞTIRICI TEKNİKLERİ 2000’li yıllarda elektromagnetik kaynaklar ile varis tedavisi klasik cerrahinin yerini almaya başlamıştır. Elektromagnetik kaynak olarak lazerin kullanıldığı teknik: EndoVenöz Lazer Tedavisi: EVLT olarak adlandırılır. Diz bölgesinden yerleştirilen bir kateter ile kasıktan başlanarak dize kadar ilgili toplardamar yakılarak duvarları yapıştırılır ve dolaşım dışına çıkartılır. Bunun bir sakıncası da yoktur. Tedavi sonuçları klasik cerrahiye göre çok daha iyi ve konforludur.

Elektromanyetik kaynak olarak radyo frekans ses dalgaları ile lazer tekniğine benzer şekilde yetmezlik gösteren ve varis gelişmiş olan toplardamar aynı prensiple işlem uygulanır.. Klasik cerrahi tekniğe benzer şekilde mikroflebektomi ile eşlik eden diğer varis gelişmiş damarlarda çıkartılabilir. Bu teknikler son yıllarda daha iyi sonuçlar verdiği, varislerin tekrarlama oranlarını düşürdüğü, kısa sürede işe dönüş sağladığından (bazen günübirlik taburcu olduğu) için daha sık kullanılmaya başlamıştır. Her iki teknik klasik cerrahiye göre maliyetleri daha yüksektir. Lazer ve Radyofrekans yüksek enerji ile yetmezlik olan ana sorunun olduğu toplardamarın duvarlarını yapıştırarak dolaşım dışına çıkartır. Bu tekniklerde anestezik sıvı ilgili bölgeye yaygın bir şekilde yapılarak ağrı ve yüksek ısının çevre dokulara etkisi minimuma düşürülür. Yapıştırıcı da ise buna gerek yoktur. Yapıştırıcı bu açıdan hasta konforu için daha iyi bir seçenek olarak ortaya çıkar.


Özlü Sözler